“FARKLI CİNSEL KİMLİKLERE SAYGI” SÖYLEMİNİ KINIYORUZ!

“FARKLI CİNSEL KİMLİKLERE SAYGI” SÖYLEMİNİ KINIYORUZ!

Yüce Dinimiz İslam’ın, yaratılış kanunlarını, insan fıtratını, kutsal aile hayatını ve evrensel ahlâk ilkelerini esas alan emir ve yasakları son derece açık ve bellidir.

Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu emir ve yasakları bir Cuma hutbesinde ifade etmesinin “nefret söylemi” olarak algılanması ve buradan hareketle anayasal hak olan din ve vicdan özgürlüğünün hiçe sayılması, ifade özgürlüğünün karşısında ahlâksızlıktan yana tavır alınması asla kabul edilemez.

Peygamberimiz (sas.) insanın yaratılışına, fıtratına ve doğasına aykırı olan eşcinsellik konusunda “Ümmetim için en çok korktuğum şey Lût kavminin işlediği (cürümdür).” (İbn Mâce, Hudûd, 12) buyurmuş ve bu işi yapanı Allah’ın lânetlediğini bildirmiştir. (İbn Hanbel, I, 317) Kur’an-ı Kerim’de de bu çirkin fiili işleyen Lût’un (as.) kavminin durumuna değinilerek sapık ilişkilerinden dolayı nasıl helâk edildikleri anlatılmaktadır. (Hûd, 11/78-82) Bütün bunlar, insan fıtratını ve insan için tabiî olanı koruma, makul ve dengeli bir cinsel hayatı sürdürme, sapıklık ve aşırılıkları önleyerek insan onurunu koruyacak ilahi mesajlar olarak insanlığın önüne sunulmaktadır.

Nitekim Allah Rasûlü (sas.), bir gün ashabına beş konuda imtihana çekilmelerinden tedirgin olduğunu söylemiş, bunlardan biri olarak da gayr-ı meşru cinsel birlikteliklerin bir toplumda açıkça yapılacak şekilde yayılması hâlinde orada daha önceleri atalarında hiç görülmemiş hastalık ve salgınların ortaya çıkacağını haber vermiştir. (İbn Mâce, Fiten, 22.)

Günümüzde çoğunlukla meşru olmayan cinsel ilişkiler sebebiyle yaygınlaşan AIDS gibi bazı tehlikeli ve ölümcül hastalıkların gözler önüne serdiği bu gerçek, bu zararların sadece bir kısmını oluşturmaktadır. Zira gayr-ı meşru ilişki, hem bireye hem de topluma geniş ölçüde maddî ve mânevî olarak zarar veren çirkin bir fiildir. Bu ahlâka aykırı davranış, toplumda aile mefhumunun yok olması, akrabalık, komşuluk ve arkadaşlık gibi bağların çözülüp toplumun mânevî ve ahlâkî değerlerinin temelden sarsılması, erkek ve kadının saygınlığının azalması ve insanı bedenî zevklerinin esiri yapıp onun aşağılanması gibi zarar ve sıkıntıları ortaya çıkarmaktadır.

İnsanlık tarihinin çok büyük musibetlerinden biri ile karşı karşıya kaldığımız bu zor zamanda ve evlerimizde mahsur kaldığımız bu mübarek Ramazan’ın rahmet ikliminde Ankara Barosu’nun sözde basın açıklamasının, ilgili baro yetkililerinin yüce Türk Milleti’nin milli ve manevi değerlerinden ne kadar uzak, hatta ne yazık ki bu değerlere ne kadar düşmanca tutum içinde olduğunu göstermesi hüzün vericidir.

İlgili açıklamayı yapan ve akabinde bunu destekleyen bazı baro yapılanmaları; Milletin iradesinin, inancının, teslimiyetinin yalnızca milli ve manevi değerlerimize dayandığını göz ardı etmekte; tahakküm edici, ötekileştirici üsluplarıyla bu milletin yüce fertlerini “öz yurdunda garip öz vatanında parya” olarak görme küstahlığını sürdürme eğiliminde olduklarını ortaya koymaktadır. Ancak unutulmamalıdır ki; bu toprakları vatan kılan değerler; söz konusu baroların savunduğu ahlâk yoksunu düşünceler değil; bin yıldır milletimizi yoğuran İslam ahlâk ve inancıdır.

Biz Samsun Milli İrade Platformu üyesi sivil toplum kuruluşları olarak; ahlâkı, erdemi, adaleti savunan hukuk insanlarına saygılarımızı sunuyor; İslam’ı, İslam’ın emir ve yasaklarını, yüce Milletimizin milli ve manevi değerlerini ötekileştiren bütün tavır ve tutumları ise tel’in ederek bunlar karşısında hukuk çerçevesinde dimdik duracağımızı ilan ediyoruz.

SAMSUN MİLLİ İRADE PLATFORMU

Yazar hakkında

Bir cevap yazın